yazikusagi.com

Tanzimat Fermanı (1839)

1839 yılında Mustafa Reşit Paşa’nın önderliğinde başlayan Tanzimat dönemi, 1876 yılında Mithat Paşa’nın önderliğinde gerçekleştirilen anayasal rejime geçişle noktalanmıştır. Fakat etkileri itibariyle günümüze kadar devam eden bir süreçtir. Fransız devriminin insan hakları prensiplerinin padişah tarafından Osmanlı halkına bahşedilmiş olması bile önemliydi. Hiç kimsenin yargılanmaksızın cezalandırılamayacağı, mal ve mülkünün müsadere edilemeyeceği gibi yasalarla Tanrı hakları sisteminden laik bir sisteme geçişin başlangıcıdır. 1839 Tanzimat Fermanı ile gayrimüslim Osmanlı uyruklarına tanınan haklarla, Müslüman ve Müslüman olmayan halk arasındaki adli ayrıcalıklar ortadan kaldırılmak istenmişti.

Mustafa Reşit Paşa
Özellikle adli alanda yapılan yeni uygulamalarla yabancı devletlerin şikayet ettikleri gayrimüslimler için İslam hukukundan kaynaklanan farklılıklar ortadan kaldırılmaya çalışılmıştı. Ancak kapitülasyonların varlığı ve Avrupalı devletlerin bunu sürekli olarak Osmanlı aleyhine kendi çıkarlarına kullanmaya devam etmeleri üzerine kapitülasyonlar içinden çıkılmaz bir hal almaya başladı. Verilen tavizler ileride büyük sorun olmaya başlayacaktır. Avrupa'nın etkisine açık bir konuma gelinecektir. Osmanlı İmparatorluğu’nun bağlı olduğu düzen kapitülasyonların doğmasına neden olmuştu. Şimdi ise Şer'i kaynaklı olan bu düzen yaşadığı sürece kapitülasyonlar devam edecekti. Osmanlı İmparatorluğu’nun kökü, dinden gelen şeriat hukukuna dayanıyordu ve yanlızca Müslümanlara uygulanabiliyordu. Bu nedenle Tanzimat döneminde yasalarda kapitülasyona darbe vuracak birçok gelişme olmasına rağmen yabancı devletlerin müdahelesi engellenememiştir. Kapitülasyonların Osmanlı Devleti içerisinde uzun süre varlığını devam ettirmesinin en önemli nedeni, Avrupa Devletlerinin 1856 yılından itibaren Osmanlı İmparatorluğu’nu paylaşmak, siyasal güçsüzlüğünden yararlanarak onu sömürmek istemeleri, bunun için de devamlı olarak geçmişten kalan imtiyazları genişletmek istemeleridir. Tanzimat hareketi modern Türkiye'nin oluşmasında toplumu ileriye götüren önemli bir aşamadır. Özellkle padişahın yetkilerinin kısıtlanarak yönetimin hukuki bir boyuta bağlanması ve halkın can mal güvenliğinin sağlanarak herkesin eşit hale getirilmesi ülkeyi Meşrutiyet ve arkasından Cumhuriyet dönemlerine kadar getirebilmiştir. Ancak, özgürlük adı altında yabancı güçlere bağımlı olmanın kapısı açılmış ve yine Avrupalı güçlerin oyununa gelinmişti.

Kavram Olarak Tanzimat

Kavram olarak Tanzimat, Türk siyasi, idari, iktisadi ve sosyal hayatında topyekün bir değişmeyi ve yeniden yapılanmayı ifade eder. Kelime olarak Tanzimat, "düzenleme", "nizamlama", "yapılanma" ya da "reorganizasyon" anlamına gelmektedir.

Tanzimat Fermanı
Tanzimat Fermanı’nın Niteliği

Sultan I. Abdülmecid’in imzasını taşıyan Tanzimat Fermanı, önceki padişahların fermanlarından farklı olarak, Osmanlı Devleti’nin yönetim ve toplum hayatında önemli değişmelerin hareket, güç ve ilham kaynağı olmuştur. Sonradan yapılacak olan ıslahat çalışmalarına, temel teşkil etmiştir. Tanzimat Fermanı ilk bakışta Osmanlı geleneğine tamamen uygundu. Üç asırdan beri tahta çıkan her Padişah, tebaasına adil bir yönetim vaad eden ve "adâletname" adı verilen benzeri fermanlar ilan etmişti. Fakat Tanzimat Fermanı öyle yeni esaslar getirmekte idi ki, bunlar devlet idaresinde kökten değişiklikler yapacak mahiyette idi. Balta Limanı Anlaşması’yla ekonomisi Batıya bağlanan Osmanlı, Tanzimat Fermanı’yla siyaseten de Batı’nın yörüngesine giriyordu.

Fermanı Doğuran Sebepler ve İlanı

Osmanlı Devleti 19.yüzyılın ikinci çeyreğinde, içte ve dışta maruz kaldığı sıkıntıları atlatabilmek için Avrupa’ya dayanma ihtiyacını hissetti. Tanzimat’ın ilanında, Batılıların büyük etkisi olmuştur. Batı ülkelerinin Hristiyan halka eşitlik ve güvence tanınması yolundaki istekleri, 1839 yılında Tanzimat döneminin açılmasıyla sonuçlanmıştır. Tanzimat’ın en önemli niteliği, padişahın yetkilerinin, belli hukuk ilkeleri ve yasalarla sınırlandırılmak istenmesidir. Bu amaca ulaşmayı amaçlayan, Avrupa’yı en iyi tanıyan Paris ve Londra elçiliklerinde bulunmuş Mustafa Reşit Paşa’ydı. Paşa, Avrupa usulüne benzer ve Batı’ya güven verecek kapsam ve nitelikte bir ıslahat çalışmasının zaruretine inanmış ve bunu gerçekleştirmek için dış çevrelerle ilişki içine girmişti. Hatta bu duruma somut bir örnek olarak İngiliz elçisi Lord Canning, Fermanın ilanından önce, Mustafa Reşit Paşa’nın ıslahatla ilgili olarak kendisine danıştığını belirtir ve şunları söyler: "Nazırlar arasında politikaca ve ruhça en iyi anlaştığımız devlet adamı Reşit Paşa idi. Sultan yakınlığımızı kıskanıyor olmalıydı. ‘Reşit Paşa ile pek iyisiniz’ dedi bana bir gün. ‘Öyle efendim’ dedim. ‘Çok iyi anlaşırız kendisiyle. Majestelerinin en sadık, en elinden iş gelir hizmetkarlarından biri olduğu için tabii’..., Şüphesiz bu paragrafın ortaya koyduğu gerçek, Tanzimat Fermanı’nın oluşturulmasında, Batılı ülkelerin etkisini göstermektedir. Türk devlet adamları ülke çıkarını düşünmesine rağmen, yabancı devlet adamlarının da kendi ülkesinin çıkarını düşüneceğini hesaplayamamışlardı.

1838 yılında Mısır sorununun yeniden alevlenmesi karşısında Reşit Paşa, Avrupa’nın Osmanlı Devleti’nin yanında yer almasını sağlamak için Tanzimat’ın gerekli olduğuna inanıyordu. Bu inancını da gerçekleştirmekte gecikmedi. Ferman, Mustafa Reşit Paşa tarafından kaleme alınmış ve Gülhane Meydanı’na kurulan kürsüde yine onun tarafından yerli ve yabancı kalabalık bir topluluğa okunmuştur (3 Kasım 1839). Fermanın ilanı, ülkenin her tarafında büyük yankı uyandırdı. Tanzimat’ı her zümre kendisine göre yorumladı. Müslüman halk ve ulema, gayrimüslimlere verilen müsaadelerden hoşlanmadı. İşin garibi ise Rum vatandaşların da Tanzimat'tan hoşlanmamaları olmuştur. Çünkü o zamana kadar kazandıkları imtyazların tümünü kaybedecekleri korkusu, özellikle Rumları kaygılandırmıştı.

Tanzimat Fermanı'nın Sonuçları

Gayri müslimlere tanınan geniş haklar tanınan geniş ayrıcalıklar Osmanlı’nın sonunu kaçınılmaz hale getirmişti.

• Tanzimat Fermanı’nın ilanından sonra Osmanlı’ya olan Hristiyan göçü arttı.

• Rumlar başta olmak üzere tüm yabancılar kendilerine sağlanan mülkiyet hakkı güvenliği, ekonomik, sosyal ayrıcalıklar ve siyasi hesaplara bağlı olarak ülkemizden yoğun bir şekilde toprak aldılar. Özellikle Tanzimat ile birlikte din ve mezhep ayrımı gözetmeksizin herkesi yasa önünde eşit sayan bir toplum anlayışı getirilmeye çalışılmış ancak, bu arada da yabancılara onların imparatorluk içinde konumlarını güçlendirecek ayrıcalıklar da verilmiştir. Osmanlı’nın bu çelişkisini anlamak gerçekten zordur.

Azınlıkların yarattıkları problemler, dış ülkelerin de desteklemesi ile, iç işlerimize müdahaleleri doğurdu. Tanzimat’la Osmanlı yönetimi Avrupa’nın vesayeti altına girmiştir. Elçiler, hükümete sürekli müdahale etmeye başlamışlar ve bir nüfuz yarışına girmişlerdir. Bürokratlar da kendi çıkarları gereği farklı devletlerle işbirliğine girmişlerdir.


Sonraki bölüm: Islahat Fermanı (1856)


Yorumlar