yazikusagi.com

Kapitülasyonların Zararları

Osmanlı Devleti’nde ülkeyi büyük zararlara sokan, devletin egemenliği ve bağımsızlığını engelleyen ve halkın fakir düşmesine neden olan kapitülasyonların olumsuzlukları, özellikle Tanzimat Döneminde ortaya çıkmaya başlamıştır.

• Verilen kapitülasyonlar ile yabancı devletler ve Osmanlı'daki temsilcileri olan elçi ve konsoloslar, her fırsatta Osmanlı'nın iç işlerine karışmaktaydılar.

• İstanbul'daki elçilik görevlilerinin sıradan bir adama söylenmesinden utanılacak sözleri sadrazamların yüzlerine karşı rahatlıkla söyleyebildikleri, elçiler gitse bile bunların ülkede kalıp zenginleşmeye devam ettikleri bir dönem başlamıştı.

• Özellikle adli ve ticari sonuçlarla birlikte elçi ve konsolosların da gücünün arttığını görmek mümkündür.

• Konsoloslar kapitülasyonları o kadar önemsiz konularda kullanıyorlardı ki 1890 yılında Edirne Fransız Konsolosu Albert Pinar, bir Türk çocuğunun yüksek bir duvarın arkasından erik düşürmek için attığı tahtanın yanlışlıkla kendisine çarpmasını bile sorun yapmış, valiliğe bu nedenle takrir vermiş, çocuğun babasıyla tutuklanmasını, valiliğin kendisinden özür dilemesini, bir daha böyle şeyler olmaması için okul çocuklarına nutuk verilmesini ve bu özür olayının vilayet gazetesinde yayınlanmasını da istemişti.

• Konsolos Albert Pinar istediklerini yaptırmış ve bu diğer konsoloslara da örnek olmuştu. Avusturya Başkonsolosu Mösyö Dukari'nin yardımcısı da bir çocuğun güvercine attığı taşın konsolosluk pancuruna gelmesi üzerine aynı özrü elde etmişti.

• Özellikle II. Abdülhamit döneminde en ufak bir elçilik kavası bile kendisini bağımsız bir hükümdar sayacak şekilde şımarmışlardı.

• Osmanlı Devleti'ndeki yabancılar bu imtiyazlarını akla gelebilecek her alana yaymışlardı.

• İzmir'deki yabancı sigorta şirketlerine ait bütün itfaiye örgütleri de birleşerek, kapitülasyonları öne sürerek, yerli itfaiyenin yangın söndürmesine bile izin vermiyorlardı.

• Yabancılara göre artık Osmanlı Devleti bir müstemleke halindeydi. Çünkü, yabancılar temettü vergisi denilen, kazanç vergisini vermezlerken gümrük vergilerinden de muaf olmaları nedeniyle ticarette önemli kazanç sağlamaktaydılar.

• Yine kapitülasyonlardan yararlanan konsolos memurları, ticaret yapmaları yasak olduğu halde, dışarıdan mal getirip denetime sokmadan Osmanlı ülkesine getirip kazanç sağlamaktaydılar.

• Zamanla bu, tehlikeli durumlara da neden olmaya başlamıştı. Örneğin, 1896 yılında Avusturya konsolos ajanlarının meyve sandığı deyip gümrükten denetimsiz geçirmek istedikleri sandıktan, silah ve fişek çıkması gibi birçok olumsuz sonuçları olmaktaydı.

• Yabancıların mahkemelerdeki durumları da kapitülasyonlar sonucunda imtiyazlı bir konuma gelmişti.

• 1905 yılında II. Abdülhamit'i öldürme girişiminden tutuklananlar arasındaki Belçikalı Jaures'in duruşmasında karar verileceği gün tercümanın gelmemesi üzerine dava ertelenmiş, Belçika hükümeti bu davanın Belçika mahkemelerine ait olduğunu da ileri sürmüştü.

• Osmanlı Devleti, kapitülasyonların zararlarını ülkesinde yabancıların çoğalmasına paralel olarak anlamaya başladı.

• Özellikle ne olduğu belli olmayan işsiz güçsüz yabancıların ülkeye gelmesi ve suç işlemesiyle birlikte bunların yakalanması, tutuklanması, yargılanması ve hapsedilmesi büyük sorun olmaya başlamıştı.

• Sorun ülkedeki asayişin bozulmasına kadar gitmekteydi.

• Buna elçi ve konsolosların, Osmanlı iç işlerine karışmak amacıyla bu yabancıları, ister suç işlesinler ister haksız olsunlar, koruması da eklenmekteydi.

• Ayrıca devletin ve yerel idarelerin ıslahat için gereksinim duyduğu vergilere katılmaması, hatta bazı yabancı kuruluşların bu vergilerin gelirine ortak olması hem devlet ve yerel idarelerin, hem de bütün vergilerin kendi üzerine yüklendiğini düşünen halkın tepkisini çekmeye başlamıştı.

• Kısacası kapitülasyonlar, imparatorluğu sırf yabancı hesabına çalışan, bütün kârını yabancıya ve onun keselerine boşaltan bir müstemleke haline getirmişti.

• Osmanlı topraklarında geniş yatırım olanakları olduğunu gören Avrupalı sermayedarlar kendi aralarında kurdukları şirketlerle ulaştırma, bankacılık, sanayi, madencilik, kamu hizmetleri ve tarım alanlarında yatırımlar yapmaya başlamışlardır.

• Hem sermaye kıtlığı hem de kapitülasyonların yabancılara sağladığı ayrıcalıklarla boy ölçüşemedikleri için yerli müteşebbisler ya ortadan çekilmek ya da yabancılarla işbirliği yapmak zorunda kalmıştır. Bunun sonucunda DEMİR YOLLARI, LİMANLAR, ELEKTRİK, HAVA GAZI VE SU İŞLETMELERİ Avrupalılar tarafından kurulup işletilmeye, MADENLER VE FABRİKALAR Avrupa şirketlerince çalıştırılmaya ve tıpkı bugün olduğu gibi yabancı sermayeye satılan şirketler, yurt dışına kaçan yerli yatırımcılar, kapanan şirketler giderek çoğalmaya başlamıştır.

Kapitülasyonların Osmanlı Eğitim Sistemine Etkileri

Kapitülasyonların Osmanlı ekonomisinde meydana getirdiği çöküntü eğitim alanında da görülmüş ve tanınan idari ayrıcalıklarla Osmanlı İmparatorluğu'nda yabancı okul sayısı hızla artmıştır. Bunun sonucunda...

• Türk aleyhtarı tüm kişiler bu okullardan yetişmiştir.

• Kapitülasyonların sağladığı ayrıcalıklardan yararlanan yabancı dinsel kuruluşlar ve Batılı ülkeler, okulları ve misyonerleri ile Anadolu’nun dört bir yanına dağılmışlardır.

Ocak 1919’da toplanan barış konferansında sunulan rapora göre Türkiye’deki yabancı misyonerlerin sayısı şöyledir:

Osmanlı'da misyoner okul sayıları

Sonraki bölüm: Kapitülasyonlardan Kurtulma Çabaları


Yorumlar